Artık hamileyim nelere dikkat etmeliyim neler yapmalıyım?

0
13
hamileyim

İşte bebeğiniz yolda! Artık aklınızda kalan o çikolatalı pastaları yiyebileceğinizi, fincanlarca çay içebileceğinizi düşünüyorsunuz değil mi?  Ne yazık ki öyle değil.  “Sen hamilesin iki kişilik yemelisin” sözlerine kulak asmayın. Gebe bir kadının günde sadece fazladan 200 kalori alması gerekiyor. Üstelik yememeniz gereken yiyeceklerin listesi de bir hayli uzun. Bunların arasında zaten her zaman uzak durmanız gereken yiyecekler olduğu gibi sizi şaşırtanlar da olacak. Örneğin taze hazırlanmamış salata gibi. Kafanız mı karıştı? Hemen aşağıdaki tavsiyelere göz atmanızı öneririm.

Bol bol meyve ve sebze yiyin: Taze, donmuş, sıkılmış, konserve ya da kurutulmuş, günde en az beş porsiyon sebze ve meyveyi öğünlerinizden eksik etmeyin.

Folik asit alın: Bebekte spina bifida (omurganın kapanmayarak açık kalması) gibi sinir sistemi hastalıklarını azalttığı için folik asit almanız büyük önem taşıyor. Gebe kalmadan önce ve gebeliğiniz sırasında 1 2. haftaya dek günde 400 mikrogram (0.4 miligram) folik asit almanız öneriliyor. Folik asit aynı zamanda yeşil yapraklı sebzeler, esmer pirinç, tahıl ekmeği ve zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıllarda bulunuyor.

Bol miktarda nişastalı yiyecekler tüketin: Tam buğday ekmeği, makarna, pirinç ve patates gibi gün boyu sürekli enerji veren yiyecekler, yorgunlukla savaşmanıza yardımcı olacaktır.

Protein ve demir yönünden zengin yiyecekleri tercih edin: Yağsız et, tavuk, yumurta ve kuru baklagiller bebeğinizin gelişimi açısından son derece gerekli besinler. Haftada iki kez balık yemeye ve bunlardan birinin uskumru ya da somon gibi yağlı balıklardan biri olmasına gayret edin.

Lifli yiyecekler tüketin: Bu kabızlığı da önleyecektir. Lifler tam buğday ekmeği, makarna, pirinç, kuru baklagiller, meyve ve sebzelerde bulunur.

Süt ve sütlü ürünler tüketin: Kemikleri güçlendiren kalsiyum, süt, peynir ve yoğurtta bol miktarda bulunur. Süt ürünleri arasında olmayan soya ve soya loru olarak da bilinen “tofu” da iyi birer kalsiyum kaynağıdır.

Yiyeceklerdeki bakterilere dikkat edin: Küflü ve pastörize edilmemiş sütten yapılan peynirler, az pişmiş yumurta ve pişmemiş yumurta içeren mayonez gibi yiyecekler, taze hazırlanmamış salatalar, az pişmiş ya da çiğ et ve çiğ kabuklu deniz ürünlerinden uzak durun.

Kafein alimini kesin: Yüksek miktarda kafein düşüğe ya da normalden düşük kiloda doğuma sebep olabilir. Günde 300 mg’dan (üç fincan kahve ya da altı fincan çay ya da sekiz parça sütlü çikolataya eş değer) fazla miktarda almamaya çalışın.

Alkole veda edin: Fazla alkol kullanan gebe kadınların bebeklerinde zihinsel ve bedensel rahatsızlık olma riski çok yüksek. En iyisi alkolü tamamen hayatınızdan çıkarın ya da haftada bir iki kere, bir ya da iki bardaktan fazla içmeyin.

Yüksek miktarda kurşun ve cıva içeren balıkları tüketmeyin: Kılıçbalığı, köpekbalığı bunların başlıcaları… Ayrıca ton balığı tüketiminizi de haftada iki porsiyon ya da dört orta boy konserveyle sınırlamalısınız. Cıva gibi ağır metaller bebeğinizin sinir sisteminin gelişimine zarar verebilir.

Gebelikte Bakım

Elbette, gebelik bungee jumping yapılacak bir zaman değil. Ama egzersiz büyük bir önem taşıyor. Aktif kalmanız hem gebeliğin getirdiği rahatsızlarla başa çıkabilmenizi, hem de kendinizi daha iyi, daha rahat hissetmenizi sağlar ve vücudunuzu fiziksel olarak doğuma hazırlar. Çok şükür ki bir maratonu tamamlamanız ya da kick boksa başlamanız sizden beklenmiyor. Ama gebelik dönemi için ideal olan yürüyüş, yoga ve yüzme gibi düşük yoğunluktaki sporlar doğumdan sonra eski formunuza dönmenize de yardımcı olacaktır.

Faydalarının keyfini çıkarın: Gebelikleri boyunca hafif egzersiz yapan kadınlar çok daha sağlıklı bir gebelik dönemi geçirir; kabızlık, bel ağrısı, yorgunluk ve kan dolaşımıyla ilgili problemleri daha aza iner. Üstelik başka anne adaylarıyla bir araya gelebilirler.

Doktorunuza danışın: Hafif bir egzersiz normal seyreden bir gebelik için iyi bir şey ama yine de bazı durumlarda doktorunuz bunu tavsiye etmeyebilir. Önce doktorunuza danışın.

Yüksek riskli aktivitelerden kaçının: Temas gerektiren ya da squash gibi başka birine çarpma ya da düşme riski olan sporlar gebeliğiniz için tehlikeli olabilir. Aletli jimnastik ya da aletsiz zorlamalı jimnastik gibi eklemlerde aşırı gerilmeye yol açan egzersiz türlerinden kaçının.

Yürüyüş:  Pilates, su aerobiği ya da yoga yapın:

Bu sporlar gebeliğiniz için ideal. Bisiklete de binebilirsiniz, ama düşme tehlikesine karşın egzersiz bisikletlerini tercih edin.

Yüzün: Gebelikte yapılabilecek en iyi sporlardan biri de yüzmedir. Suyun kaldırma gücü bedeninizi destekler ve güvenli bir şekilde kaslarınızı çalıştırmanızı sağlar.

Spor eğitmeninizle görüşün: Eğer spor salonunda jimnastik derslerine katılmak istiyorsanız eğitmeninizin hamile olduğunuzu bilmesi gerekir. Böylece ihtiyaçlarınıza göre bir program oluşturabilirsiniz.

Az ama sık egzersiz yapın: Uzun aralar vererek yoğun bir çalışma yapmak yerine hafif egzersizleri günlük hayatınızın bir parçası haline getirin.

Pelvik taban kasları egzersizleri yapın: Doğum sonrasında idrar kaçırmayı önlemek için hem gebeliğiniz sırasında hem de doğumdan sonra bu egzersizleri yapmanız basit kas egzersizlerinden bazılarıyla başlayabilirsiniz.

Egzersizin kesilmesi gereken durumlar: Eğer vajinal kanama ya da akıntı, karın ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da baş dönmesi, bacakta ve bilekte şişlik ve ağrı, sürekli baş ağrısı varsa hemen egzersizleri durdurun.

Devam edin: Doğumdan sonra kendinizi tükenmiş hissedebilirsiniz, ama hafif egzersizler enerjinizi ve moralinizi yükseltecek, forma girmenize ve kilo vermenize yardımcı olacaktır.

Gebelik kendinizi rahat hissedeceğiniz bir dönem değil. Pek çoğumuz dokuz ayın tamamını ters gidebilecek şeyler üzerine kaygılanarak ve ne yalan söyleyelim, her şey yolunda gittiğinde o güzel sonuçla nasıl başa çıkacağımızı düşünerek geçiririz. Bir de bunlara ailemiz ve arkadaşlarımızdan gelen “dostça” yorumların stresini, para kaygılarını ve uykusuzluk sorunlarını eklediğimizde sonuna kadar nasıl gittiğimize şaşırıyorum. Merak etmeyin üstesinden geleceksiniz ve işte size hayatı kolaylaştıracak öneriler…

Tanrı aşkına, dinlenin: Anne adayları “hiçbir şey yapmamayı” genellikle zor bulur, ama etrafta koşuşturmanızın bebeğe ve size hiçbir faydası yoktur.

Bulaşık yıkamayı bırakın: Yaşasın, artık ev işi yapmamanız için bir mazeretiniz var. Eşinize bir çift bulaşık eldiveni alın ve yıkamaya başlamasını söyleyin.

Duygularınızı dışa vurun: Kızgın, endişeli ya da sadece meraklı olduğunuzda bu kaygılarınızı başkalarıyla paylaşın. Hamilelik ve annelikle ilgili internet sitelerinin çoğunda duygularınızı ifade edebileceğiniz forum sayfaları bulunuyor.

Masaj yaptırın: Vücudunuz büyük bir gerilim altında ve nazik bir masaj sızlayan eklemlerinizi rahatlatmanın en mükemmel yollarından biri. Yalnız çok sert masaj zarar verebileceğinden hamileler üzerinde uzman bir masörü tercih edin.

Aromatik yağlar kullanın: Gebeliğiniz sırasında bazı yağları kullanmanızda bir sakınca yok, ama yine de doktorunuza mutlaka danışın. Fesleğen, kâfur, zufa otu, yarpuz (yaban fesleğeni), adaçayı, sater otu, mazı ve keklik üzümü içeren yağları kullanmaktan kaçının.

Pozitif düşünün: Meditasyon ve pozitif düşünme, kaygı verici duygulardan kurtulmak ve iç huzuru sağlamak için harika tekniklerdir. Yoga ya da hipnoterapiyle ilgili bir kursa da gidebilirsiniz.

Bol bol gülün: Gülmek en iyi ilaçtır. Kahkahayla gülmek hem kalbi hem ciğerleri çalıştırır, beyni uyarır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve stres hormonlarını durdurur.

Dışarı çıkın: Gebelik bazen insanda kafese kapatılmış hissi uyandırır. Bekliyorsunuz diye kendinizi eve hapsetmeyin. Dışarı çıkın ve gülleri koklamaya başlayın.

Kendinize bakın: Bir delilik yapın ve lüks bir otelin spasında bir hafta sonu geçirin. Çoğu otelin gebeler için özel programları bulunuyor. Hem eşiniz de sizin sayenizde biraz şımartılmış olur.

Suyun tadını çıkarın: Küçük bir su terapisi size iyi gelecektir. İster yüzün, isterseniz uzun, sıcak bir duş alın, su endişelerinizi yıkayıp atacaktır.

Varisli damarlar, sabah bulantıları, şiş bilekler… İşte gebeliğin göz kamaştırıcı armağanları… Siz gebeliğinizi sorunsuz geçiren şanslı azınlıktan biri olabilirsiniz ama pek çok kadın aşağıda sıralanan sorunların bir ya da daha fazlasını yaşıyor. Yine de endişelenmeyin, bu rahatsızlıklar kolaylıkla hafifletilebilir ve doğumdan sonra geçecektir.

Bel ağrısı: Ortalıkta salınmanın zamanı değil. Yüksek topuklu ayakkabılarınızı bir kenara bırakın ve rahat ayakkabılarınızı giyin. Ağır şeyler kaldırmaktan kaçının. Belinizle ilgili yapabileceğiniz basit egzersizleri doktorunuza danışın.

Kabızlık: Değişen hormon seviyeleri bağırsaklarınızın iyi çalışmasını engeller. Lifli besinler, bol su ve hafif egzersizler size yardımcı olacaktır.

Mide yanması: Gebelik sırasında mide kasları gevşer, bu da mide asidinin yemek borusuna çıkmasına neden olur. Öğünlerinizi küçülterek; alkol, kafein ve baharatlı yiyeceklerden kaçınarak, başınızı bedeninize göre yüksekte tutup yatarak bunu önleyebilirsiniz. Antiasit (mide asidi düşürücü) ilaçlar da yardımcı olacaktır.

Kaşıntı: Kan akımının artması bazen ciltte, özellikle de kollar, bacaklar ve şiş yerlerde kaşıntıya neden olabilir. Cildinizi nemlendirin, bol ve pamuklu giysiler giyin.

Baldırdaki kramplar ve şiş bilekler: Bunların hepsi çok yaygın ve sinir bozucu rahatsızlıklar. Önlemenin en iyi yolu yatmadan önce bilek egzersizleri yapmanız. Her bir ayağınızı bilekten saat yönünde, sonra da ters yönde en az 1 O’ar kez çevirin.

Sabah bulantıları: Her on anne adayından sekizi gebelikleri sırasında mide bulantısı yaşar. Yorgunluk bulantıyı daha da artırdığından sık sık dinlenin. Sıkı giysilerden kaçının, öğünlerinizi küçültün ve yanınızda galeta, tuzlu kraker gibi kuru şeyler bulundurun. Akupunktur da faydalı olacaktır.

Pelvik ağrısı: Büyüyen rahmin baskısı pelvikte rahatsızlığa sebep olabilir. Uzun süre ayakta durmamaya çalışın ve sallanarak yürümeyin, bu kalçalarınızı daha fazla zorlayacaktır. Eğer ağrı şiddetlenirse doktorunuzla konuşun; size destek için bir korse ve basit egzersizler verebilir.

Hemoroidler: Kabızlık, hemoroide (anüsün içinde ve etrafındaki küçük, bir tür varisler) yol açabilir; bu yüzden lifli gıdalar alın, bol bol su için ve tuvalette çok fazla ıkınmayın. Eczacınız size uygun reçetesiz satılabilen bazı ilaçlar da önerebilir.

İdrar yolu sorunları: İdrar kaçırma, sık idrara çıkma ve sistit gebelikte sıkça görülen sorunlardır. Pelvik egzersizleri (bkz. sayfa 71) kasları güçlendirir. Mutlaka bol bol su içerek idrar yolu enfeksiyonunu engellemelisiniz.

Varisler: Destekleyici sıkı çoraplar sıkıntınızı hafifletecek, bacaklardaki kan dolaşımını düzenleyerek, damarlarınızın daha düzgün çalışmasına yardımcı olacaktır.

Gebeliklerin büyük çoğunluğu problemsiz geçer, ancak bazen komplikasyonlar oluşabilir. En iyi korunma bunların farkında olmak ve hemen yardım almaktır. Eğer yolunda gitmeyen bir şeylerden şüpheleniyorsanız doktorunuzla konuşun.

Kanama: Gebeliğiniz sırasında vajinal kanamanız olursa hemen hastaneye gidin. Bu durum düşük yapıyor olduğunuz anlamına gelmez, ama bazı şeylerin yolunda gitmediğine dair bir sinyal olabilir.

Dış gebelik: 6.1 0. haftalarda yaşayacağınız kanama ve karın ağrısı, döllenmiş yumurtanın rahminizin içinde değil de fallop tüpünde geliştiği anlamına gelebilir. Doktorunuzdan acil bir ultrason kontrolü isteyin.

Plasenta previa (Aşağı yerleşmiş plasenta): Bazen plasenta rahmin alt bölümünü kısmen ya da tamamen kaplayarak rahim ağzını (serviks) tıkar. Rutin ultrason incelemelerinde bu durum ortaya çıkacaktır, ama yine de ağrısız ve açık kırmızı bir kanamaya dikkat edin.

Eğer sorun devam ederse doğum zamanı gelene kadar hastanede kalmanız ve sezaryenle doğum yapmanız gerekebilir.

Ablasyo plasenta (Plasentanın erken ayrılması): Bazı gebeliklerde plasenta kanamaya yol açarak rahimden ayrılmaya başlar. Bu durumda hemen tıbbi bir yardım almanız gerekir.

Gestasyonel diabet (Gebelik şekeri): Anne adaylarının yaklaşık yüzde ikisinde, gebeliklerinin ikinci yarısında gebelik şekeri ortaya çıkabilir. Panik yapmanıza gerek yok: Düzenli kan şekeri testi, beslenme şeklinin değiştirilmesi ve düzenli egzersizle hastalık kontrol altına alınabilir. Sadece çok az kadının her gün insülin iğnesi yapması gerekir

Fetus ağırlığının düşüklüğü: Bu basitçe kendinizi toplayın ve daha çok yiyin anlamına geliyor. Kromozomsal bozukluk gibi daha ciddi bir sorun olup olmadığını öğrenmek için kan testi ve ultrason incelemesi yaptırın.

Preeklampsi (Gebeliğe bağlı kan basıncı yüksekliği): 10 gebeden birinde görülen bir hastalıktır. Yüksek kan basıncı, idrardaki protein ile bilek, bacak, karın, yüz ve ellerde şişme üç belirtisidir. Düzenli muayenenizde doktorunuz bu belirtilere dikkat edecektir, ama siz yine de kötü hissettiğinizde ya da değişim fark ettiğinizde mutlaka kendisine anlatın.

Erken doğum tehdidi: Eğer suyunuz erken gelirse (36 haftadan önce), hastaneyi haberdar etmeniz, erken doğum gerçekleşebileceğinden dolayı hayati önem taşıyor.

Erken doğum: 10 bebekten biri 37 haftadan önce doğuyor. Erken doğumun nedeniyse hâlâ bilinemiyor.

Düşük: Gebeliğin başlarında bile olsa düşüğün getirdiği üzüntü ve kayıp hissini hafife almayın.

Bir önceki yazımız olan Yeni doğan bebek nasıl beslenir nelere dikkat edilmelidir? başlıklı makalemizde Yeni doğan bebek nasıl beslenir hakkında bilgiler verilmektedir.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.