Diyabetle Yaşamanın Anlamı

0
647

Diyabetle Yaşamanın Anlamı

Bu Bölümde;

  • Diyabeti ele geçirmeyi
  • Kalorileri kontrol etmeyi
  • Gündelik yaşamınızda egzersizlere yer vermeyi
  • Tansiyonunuzu düşük tutmayı
  • Yaşam tarzınızı değiştirmenin önemini öğreneceksiniz

Makalemizi takip eden bu bayan okurumuz, kilo vermeye başladığını ve çok daha enerjik
biri olmuş ve genel olarak hem fiziksel hem de zihinsel açılardan kendini çok iyi hissetmiş.

Bu bölümde, diyabetin ne olduğuna dair en son bilgileri, diyabetin nasıl teşhis
edildiğini ve aynı o bayan okurumuz gibi yapmanız gerekenleri öğreneceksiniz, O
yüzden bir dakikanızı bile boşa harcamayın. Hemen işe koyulun. Sizden
mutluluk e-postaları almak bize büyük haz veriyor çünkü.

Diyabeti Tanımak

Diyabet artık çok yaygın bir hastalık diye çok kolay teşhis edilebileceğini düşünebilirsiniz. Ama işin doğrusu bu hastalığın teşhisi öyle kolay bir şey değil, çünkü hastalığın teşhisi için kan tahlilleri yapılması gerekiyor. Birinin suratına bakarak o kişinin kan şekeri seviyesini anlayamazsınız.

Kan şekeri vücudumuzda bulunan bir şeker türüdür; hücrelerimizin ve organlarımızın gereksinim duyduğu her türlü enerjiyi sağlar ve yaşayıp hareket etmemize izin veren her türlü kimyasal reaksiyonu yerine getirir.

Sayılarla Diyabet

Diyabet tanısı konabilmesi için kan şekerinizin seviyesi aşağıdaki gibi olmalıdır:

  • Anormal bir kan şekerinin günün herhangi bir anında her desilitrede 200 miligrama (mg/dl) çıkarken baş dönmesi, sık sık idrara çıkma ve susuzluk, derinin yavaş iyileşmesi, idrar yolu enfeksiyonları ve kadınlarda vajinal kaşınma gibi semptomların görülmesi. Normal bir kan şekeri 70 ile 139 mg/dl arasında olmalıdır.
  • Açlık kan şekeri bir şey yedikten en azından sekiz saat geçtikten sonra 126 mg/dl veya daha fazlası olmalıdır. Normal bir açlık kan şekeri 100 mg/dl’den daha az olmalıdır.
  • 75 gram glikoz kullanımından 2 saat sonra kan şekerinin 200 mg/dl veya daha yüksek çıkması.

Bir kişiye diyabet teşhisi konulabilmesi için en azından iki farklı durumda iki anormal seviye olması gerekir. Tek bir tahlille ömür boyu sürecek bir diyabet teşhisini kabul etmeyin.

Amerika Birleşik Devletinde bir sıvı içerisinde bir şeyin konsantrasyonunun ölçülmesinde miligram/desilitre (mg/dl) birimi kullanılır. Dünyanın diğer ülkelerinde Uluslararası Sistem (SI) birimi kullanılır; bu birimde bir sıvı konsantrasyonu her litre de milimol (mmol/L) olarak gösterilir. mg/dl’yi mmol/L’ye çevirmek için, mg/dl değerini 18’e bölünüz. Örneğin, 126 mg/dk 7 mmolL olur.

Açlık kan şekeri 100 ile 125 mg/dı veya anormal kan şekeri 140 ile 199 mg/dl
arasındaysa buna pre-diyabet denir. Pre-diyabet olan kişilerin büyük bir çoğunda on
yıl içinde diyabet oluşacak demektir. Ancak pre-diyabet olan kişilerde körlük, böbrek
yetmezliği ve sinir hasarları gibi küçük kan damarı komplikasyonları çok kolay bir
şekilde gelişmez; pre-diyabetliler kalp krizi ve inme gibi hastalıklara daha fazla
eğilimlidir, işte bu yüzden sağlığınız için kan şekeri seviyesini düşürmeniz gerekiyor.
Amerika Birleşik Devletlerinde kırk bir milyon insan pre-diyabettir.

Diyabetin türleri

Diyabetin üç ana türü vardır:

1. Tip diyabetliler: Bu türe genç diyabetliler veya insülin-bağımlı diyabetliler
denir. Bu hastalık genelde çocukluk yıllarında başlar ve vücudun pankreasının
kendine zarar vermesiyle sonuçlanır. Pankreas, midenin arka kısmında bulunan
ve insülin, kimyasal veya kullanılacak yerlerdeki hücrelere glikoz sağlayan
“hormon”u yapan bir organdır. İnsan insülin olmadan yaşayamaz, bu yüzden de
ı. tip diyabetlilerin insülin iğneleri yapmaları gerekir (yakın bir gelecekte
solunarak alınan insülin çıkacaktır). Amerika’daki 18 milyon diyabetlinin yaklaşık
yüzde onu 1. tip diyabetlidir.

2. Tip diyabetliler: Eskiden yetişkin-yaşta-başlayan-diyabet denilen 2. tip kırklı yaşlarda başlardı, ama genellikle çocuklarda meydana geliyor, bu çocuklar kilo aldıkça alıyorlar ve gittikçe az hareket ediyorlar. 2. tip diyabetlilerde sorun aynı 1. tipte meydana geldiği gibi toplam insülin azlığı değildir, ama insüline dirençtir; vücut insüline direnç gösterince bu sefer
insülin hücrelere gitmez, kanda kalır.

Gebelik diyabeti: Bu tür diyabet aynı 2. tip diyabet gibidir, ancak kadınlarda hamilelik sırasında, annenin kanındaki fazla miktardaki kimyasallar insülin hareketine izin vermediğinde meydana gelir. Hamilelerin yüzde 4’ünde gebelik diyabeti komplikasyonu görülür. Eğer anne kan şekerini düşürecek tedaviyi görmemişse, glikoz bebeğin kan dolaşımına girer. Bebek bir sürü insülin üretir ve fazla glikozu yağ olarak yanlış yerlerde depolamaya başlar. Eğer böyle bir şey meydana gelirse, bebek normalden daha büyük olabilir ve bu yüzden de doğumu zor olabilir. Bebek doğduğunda, bol miktardaki şeker kaynağıyla bağlantısı tamamen kesilir, ama bebek çok miktarda insülin yapmaya devam eder, bu yüzden de doğumun ardından kan şekeri aniden düşebilir. Anne daha sonraki hamileliklerde gebelik diyabeti ve yaşı ilerledikçe de 2. tip diyabet tehlikesindedir.

Bir önceki yazımız olan İdeal Kilo Tablosu başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.